Eskiden filmlerde gördüğümüz bilgisayarları, yani o zamanki deyişle kompüter aletlerini hatırlarsınız. Hatta adını vermeyeyim meşhur bir Türk filminde vardı. Sesli olarak soru sorulurdu ve bilgisayar konuşarak cevap verirdi. Eski uzay filmlerinde de vardı bu tür bilgisayarlar. Bir karşılaştırmanızı isterim şimdiki bilgisayarlarla. Neredeyse aynılar değil mi? düşünün o film ürünleri sadece ve birkaç alüminyum ve birkaç düşmeden oluşurdur. Şimdileri o filmler bize komik geliyor. Gayet de normal.

Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde neredeyse bilgisayar olmayan ev yok. Hoş, artık kullandığımız cep telefonları bile yarım bilgisayar gibi işlem yapabiliyorlar. İlk bilgisayarı hatırlar mısınız? Belki de merak edip yine bilgisayar yardımı ile araştırmışsınızdır. Koskocaman bir makineydi. Ortalama bir odadan daha büyük bir makine. Üstelik sadece birkaç basit işlemi yapabiliyordu ve belki de çok az sayıyı hafızasında tutabiliyordu. O zamana göre bu dehşet verici bir teknolojiydi. Ben o ana şahit olsaydım eğer, kesinlikle korkardım. İtiraf etmeliyim ki şimdi de korkmuyor değilim. Çünkü bu bilgisayar teknolojisinin nereye varacağını tahmin bile edemiyorum. Üş beş çizgiden oluşan oyunları oynayabilmemize olanak sağlayan bilgisayarlar, şimdi neredeyse dünyayı yönetiyorlar. Oyundan devam edersek, üç boyutlu oyunları oynayabilmek için bile bilgisayar alıyoruz.

Bilgisayar gelişimine interneti de dâhil etmek gerekir bence. Milenyum çağı diye bir olgu vardı hatırlarsınız. Bilgisayar çağı dedik, internet çağı dedik vs. Ama bakın üstünden yıllar geçti. O dönemki bilgisayarlardan eser bile yok. Sinemalarda izlediğimiz devasa boyutlardaki filmlerin kurgularını şimdiki bilgisayarlar kolaylıkla yapılabiliyor. Olmayan şeyleri varmış gibi gösterebiliyorlar. Bunların hepsi bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ile mümkün oldu. Evimizde oturup tüm dünyayı avucumuzun içindeymiş gibi dolaşabiliyoruz. Hatta evdeyken ya da ofisteyken harcadığımız zamanın ne kadarı bilgisayarsız bir düşünün. Belki sadece kahve molası ya da yemek molası verdiğimizde bilgisayarımızdan ayrı kalıyoruz. Ödev yapmak için bilgisayar, oyun oynamak için bilgisayar, alışveriş yapmak, sosyal ortamlarda zaman harcamak için, film izlemek için, iş yapmak için bilgisayar kullanıyoruz. Ama benim pek de hoşlanmadığım bir konu var. Ne kadar faydalı olsa da aslında bir o kadar da zararı olduğunu düşünüyorum. Bu benim fikrim, katılmayabilirsiniz. Çünkü sık bilgisayar kullanımı toplumsal bağlarımızı zayıflatıyor. Aile, çocuklarını bilgisayar başından kaldıramıyorlar. Asosyal bir toplum haline geliyoruz. Salonda oturup şömine başında, hep birlikte sohbet ettiğimiz günlere asla dönemeyeceğiz.

Bilgisayarı, dizüstü bilgisayarlar olarak da ürettiler. Bunlar, batarya ile çalışan taşınabilir bilgisayarlardı. Sonra netbook diye bir ürünü hayatımıza soktular. Bu da normal bir bilgisayara göre daha az kapasiteli ama boyut olarak çok küçük bilgisayarlardı. Hala kullanılıyor. Anlaşılan o ki uzun bir süre de kullanılmaya devam edecek. Düşünün tüm ofislerdeki bilgisayarlar sadece bir gün çalışmasın. Ne olur biliyor musunuz?  Tüm ülkede hayat duracak konuma gelir. Ama herkes kapısının önüne çıkar, diğer çıkanlarla sohbet etmeye başlar. Sosyalleşme asıl burada başlar. Şimdi düşündüm de çok da fena bir fikir değil. İşin aslı bilgisayar teknolojisi muhteşem bir şekilde gelişti. Hastalık tedavileri bilgisayarlar üzerinden yapılmaya başlandı. Araştırmalar bilgisayar veri tabanlarıyla kendilerine yer buldular. Arabalar farklı da olsa bir bilgisayara sahip, hatta söktüğünüzde asla çalışmazlar.

Bu durumdan sonuna kadar faydalanmalıyız. Hep derim, ihtiyacımız kadar olanı bilgisayardan alıp, sonra kitap okumaya devam etmeliyiz. Ama bilgisayarsız bir hayatı da nedense düşünemiyorum. Yoksa bu yazıyı bu kadar kolay bir şekilde nasıl yazabilirdim değil mi?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz